Kısacık yoğun bir akşam
herkesin yüzünün bir anıya karıştığı
yoğun bir akşam
bana bir memur gibi davrandılar hastanelerde
ve bir intihar üstüne söylenti
bütün kıyıları dolaştı durdu
kısacık bir akşam
Kısacık serin bir akşam
kelebeklerin atlarla yarıştığı
yoğun bir akşam
bazı mektuplar damgalandı postanelerde
oturuldu bir takım şarkılar söylendi
bir adam bir kadının kapısını vurdu
kısacık bir akşam
Neyi söylesem bir kahramanlıktı
içinde azıcık buluştuğumuz
bir bulutla bir kağıt peçete arasında
kısacık yoğun bir akşam
şaşırdım hüznümü nerelere bıraksam
bir yanda kasıklarımın sarsılmaz gücü ve
kısacık yoğun bir akşam
Her şey bir unutkanlıktı
arada bir deliler gibi kavuştuğumuz
tüfekle vurulmuş bir parsın yarasında
kısacık yoğun bir akşam
biliyordum bir soğuktu nereye varsam
bir yanımda bir el bir yanda vazgeçilmez bir sancı ve
kısacık yoğun bir akşam.
Kim karıştırdı gerçekliğine
yaşadığım sonsuzluğun
ve oturuldu bir takım şeyler söylendi
imla kurallarıyla mutsuzluk üstüne
kısacık bir akşam
duraladım ne yapsam
Kim karıştırdı gerçekliğine
su terazilerindeki ensizliğin
ve fotoğraflar çekildi ben çıkmadım herkes eğlendi
araba vapurlarıyla denizsizlik üstüne
kısacık bir akşam
o kadar kısa ki bir akşam
yüzümü suyun ardında buldum
kıyılar bu yüzdendir öyle dediler
kısacık yoğun bir akşam
serin bir akşam öyle söylediler...
siir etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
siir etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
23 Şubat 2010
07 Mayıs 2007
Mare Nostrum
04 Ocak 2007
Çocuksun Sen
I.
Dünyanin disina atilmis bir adimdin sen
Ömrümüzse karsiliksiz sorulardi hepsi bu
Su samanyolu hani avuclarindan dökülen
Kum taneleri var ya onlardan birindeyim
Yeni bir yolculuga çikiyorum kar yagiyor
Bir ask tipiye tutuluyor daha ilk dönemecte
Cocuksun sen sesindeki tipiye tutuldugum
Dönüsen ve suya dönüsen sorular soruyorsun
Sesin bir çaglayan olup dolduruyor uçurumlarimi
Kötü bir anlaticiyim oysa ben ve ne zaman
Birisi adres sorsa önce silaha davraniyorum
Kekemeyim en az kasabali asklar kadar mahçup
Ve üzgün kentler ariyorum ayriliklar için
Bir yanlisligim bu dünyada en az senin kadar
Ve sen kendi küllerini savuruyorsun daga tasa
Bir daha dogmamak için dogmak diyorsun
Öümlülerin isi bir de mutlu olanlarin onlarin
Hep bir öyküsü olur ve yasarlar
Birakip gidemezler alistiklari ne varsa
Çocuksun sen her ayrilikta imlasi bozulan
Susan bir çocuktan daha büyük bir tehdit
Ne olabilir, sorumun karsiligini bilmiyor kimse
Kötü bir anlaticiyim oysa ben ve ne zaman
Bir kaza olsa adi ask oluyor artik
Asksa dünyanin çoktan unuttugu bir tansik
Seni bekliyorum orda, o kirlenen ütopyada
Kirpiklerime düsüyorsun bir çiy damlasi olarak
Yumuyorum gözlerimi gözkapaklarimin içindesin
Sonsuz bir uykuya daliyorum sonra ve sen
Hiç büyümüyorsun artik iyi ki büyümüyorsun
Adinla basliyorum her siire ve her misrada
Esirgeyensin bagislayansin, biad ediyorum.
Çocuksun sen ve bu dünya sana göre degil
II
Çocuksun sen sesinin çaglayanina düstüm
Bir çiçege tutundum düserken, ordayim hâlâ
Sallanip durmaktayim bir saatin sarkaci
Nasil gidip geliyor gidip geliyorsa öyle
zaman benim iste, nesnelesiyor tüm anlar
dursam ölürüm paramparça olur dünya
Çocuksun sen sesinin çaglayanina düstügüm
Uçurum diyordun bir ask uçurum özlemidir
Birakiyorum öyleyse kendimi sesinin bosluguna
Tutunabilecegim tüm umutlari görmiyeyim için
Gözlerimi bagliyorum geceyi mendil yaparak
(Gözlerim bir yerlerde daha baglanmisti, bunu
unutmuyorum unutmuyorum unutmuyorum hiç)
Bir rüzgâr esse ellerin feslegen kokuyor
Kirlangiçlar konuyor alnina aksamüstleri
Bu yüzden bir kanat sesiyim yamaçlarda
Üzgün bir erguvan agaciyla konusuyorum
Ayriligin zorlastigi yerdeyim ve dalginligim
Bir mülteci hüznüne dönüyor artik bu kentte
Çocuksun sen alnina kirlangiçlar konan
Bir bulutun pesine takilip gittigimiz yer
Okyanus diyelim istersen ya da sen söyle
Batik bir gemiyim orda, seni bekliyorum
Upuzun bir sessizligim firtinalar patlarken
Gövdem köle tacirlerinin barut yaniklari içinde
Ve gittikçe acitiyor yaralarimi tuzlu su
Çocuksun sen, büyümek yakismazdi hiç
Gülüsünün kokusuyla yeserdi bu elma agaci
(solugunun elma kokmasi bundandi belki)
Bir elma kokusuna tutundum düserken
Sallanip durmaktayim bir saatin sarkaci
Nasil gidip geliyor gidip geliyorsa öyle
Çocuksun sen, çocugumsun
Ahmet Telli
Dünyanin disina atilmis bir adimdin sen
Ömrümüzse karsiliksiz sorulardi hepsi bu
Su samanyolu hani avuclarindan dökülen
Kum taneleri var ya onlardan birindeyim
Yeni bir yolculuga çikiyorum kar yagiyor
Bir ask tipiye tutuluyor daha ilk dönemecte
Cocuksun sen sesindeki tipiye tutuldugum
Dönüsen ve suya dönüsen sorular soruyorsun
Sesin bir çaglayan olup dolduruyor uçurumlarimi
Kötü bir anlaticiyim oysa ben ve ne zaman
Birisi adres sorsa önce silaha davraniyorum
Kekemeyim en az kasabali asklar kadar mahçup
Ve üzgün kentler ariyorum ayriliklar için
Bir yanlisligim bu dünyada en az senin kadar
Ve sen kendi küllerini savuruyorsun daga tasa
Bir daha dogmamak için dogmak diyorsun
Öümlülerin isi bir de mutlu olanlarin onlarin
Hep bir öyküsü olur ve yasarlar
Birakip gidemezler alistiklari ne varsa
Çocuksun sen her ayrilikta imlasi bozulan
Susan bir çocuktan daha büyük bir tehdit
Ne olabilir, sorumun karsiligini bilmiyor kimse
Kötü bir anlaticiyim oysa ben ve ne zaman
Bir kaza olsa adi ask oluyor artik
Asksa dünyanin çoktan unuttugu bir tansik
Seni bekliyorum orda, o kirlenen ütopyada
Kirpiklerime düsüyorsun bir çiy damlasi olarak
Yumuyorum gözlerimi gözkapaklarimin içindesin
Sonsuz bir uykuya daliyorum sonra ve sen
Hiç büyümüyorsun artik iyi ki büyümüyorsun
Adinla basliyorum her siire ve her misrada
Esirgeyensin bagislayansin, biad ediyorum.
Çocuksun sen ve bu dünya sana göre degil
II
Çocuksun sen sesinin çaglayanina düstüm
Bir çiçege tutundum düserken, ordayim hâlâ
Sallanip durmaktayim bir saatin sarkaci
Nasil gidip geliyor gidip geliyorsa öyle
zaman benim iste, nesnelesiyor tüm anlar
dursam ölürüm paramparça olur dünya
Çocuksun sen sesinin çaglayanina düstügüm
Uçurum diyordun bir ask uçurum özlemidir
Birakiyorum öyleyse kendimi sesinin bosluguna
Tutunabilecegim tüm umutlari görmiyeyim için
Gözlerimi bagliyorum geceyi mendil yaparak
(Gözlerim bir yerlerde daha baglanmisti, bunu
unutmuyorum unutmuyorum unutmuyorum hiç)
Bir rüzgâr esse ellerin feslegen kokuyor
Kirlangiçlar konuyor alnina aksamüstleri
Bu yüzden bir kanat sesiyim yamaçlarda
Üzgün bir erguvan agaciyla konusuyorum
Ayriligin zorlastigi yerdeyim ve dalginligim
Bir mülteci hüznüne dönüyor artik bu kentte
Çocuksun sen alnina kirlangiçlar konan
Bir bulutun pesine takilip gittigimiz yer
Okyanus diyelim istersen ya da sen söyle
Batik bir gemiyim orda, seni bekliyorum
Upuzun bir sessizligim firtinalar patlarken
Gövdem köle tacirlerinin barut yaniklari içinde
Ve gittikçe acitiyor yaralarimi tuzlu su
Çocuksun sen, büyümek yakismazdi hiç
Gülüsünün kokusuyla yeserdi bu elma agaci
(solugunun elma kokmasi bundandi belki)
Bir elma kokusuna tutundum düserken
Sallanip durmaktayim bir saatin sarkaci
Nasil gidip geliyor gidip geliyorsa öyle
Çocuksun sen, çocugumsun
Ahmet Telli
Kaydol:
Yorumlar (Atom)
