Sanki elime attigim her sey kuruyor gibi... Boyle sanki ben bir seyi istemedigimde her sey benim acimdan guzel gidiyor ama sonra ben onun gerceklesmisini istersem mahvediyor gibiyim...
Olaylari akisina birakabilen insanlardan biri asla olamayacagim sanirim. Duygusuz opusebilen biri de...
Aslinda yazdiklarim karamsar bir ruh halindeymisim izlenimi yaratabilir oysa ki sadece durust olmaya calisiyorum.
Bir de neymis, cep telefonu denen alet sadece o an birine ulasman gerektiginde kullanilmaliymis. Mesaji kim bulmmussa tebrik ediyorum yani kendisi...
22 Haziran 2009
08 Mart 2009
Oi Va Voi Yeniden!
Aslinda bu yaziyi bileti aldiktan sonra yayimlamaliydim. Amma velakin dayanamadim.
Oi Va Voi! Yeniden Istanbul Babylon'da. Mayis ayinda. Kacirmamak gerek. Yeniden Ladino cigliklari atmak gerek. İki kere Bis yaptirmak gerek. Yeni solistlerini denemek gerek. Kemanin sesini bir de onlardan dinlemek gerek. Neyse iste gitmek gerek yani. Degil mi :)
Oi Va Voi! Yeniden Istanbul Babylon'da. Mayis ayinda. Kacirmamak gerek. Yeniden Ladino cigliklari atmak gerek. İki kere Bis yaptirmak gerek. Yeni solistlerini denemek gerek. Kemanin sesini bir de onlardan dinlemek gerek. Neyse iste gitmek gerek yani. Degil mi :)
06 Mart 2009
Insankitap
Efendim Taksim'e gittigimde kitap alacaksam her zaman tercigim Mephisto olurdu. Yalniz gecen gun tam Galatasaray Lisesi'nin orda, Seyahatname'yi almak istedigim dank etti ve Insan kitap'in icine daliverdim. Tam da kapanmak uzereyken. Seyahatname'yi sordum ve onlar bana kitabi getirirken bir musteri daha geldi, hizli hizli bir kac kitap aldi ve kasada; "Ben vip'yim ona gore :)" dedi. Ardindan tam hatirlamiyorum ama yuzde 20 ya da 25 indirim yaptilar adama. Durumu goren ben atildim tabii ki "ben de vip'yim" diye. Aksam aksam suratlarda olusan ufak tebessumlerden sonra, adam oranin acilisinda bulundugunu ve o kitapciyi acan adamin, Taksim'de sadece kitap satan bir yer olsun istedigi icin ticaretten kazandigi paralarla, hic bir kar amaci gutmeden orayi acmis oldugunu soyledi. Eminim aksamin bu saatinde sana da bir guzellik yaparlar dedi ve dukkandan ayrildi. Kasadaki cocuk da aldigim kitabi indirimli olarak bana satarak, siz de vip olursunuz umarim dedi. Veeeee ben de aninda bir sempati olustu kitapciya dair.
Artik her yeni kitap almak istedigimde Insankitap, 1. tercihim olucak. Hatta Elif Safak'in yeni kitabi "ASK" bugun cikiyor. Kesin oradan alicam :)
Artik her yeni kitap almak istedigimde Insankitap, 1. tercihim olucak. Hatta Elif Safak'in yeni kitabi "ASK" bugun cikiyor. Kesin oradan alicam :)
15 Ocak 2009
Biraz da gulmek
Son zamanlarda en cok guldugunuz sey ne?
Ben;
Ankara'da bir surrealist: Melih Gokcek'e guluyorum bu siralar.
Bir de bir arkadasimin ders calisisrken;
"Asitler, bazlar ... alkol? Alkol neydi ya" diyisine. Bu sey gibi hava, su "tahta".
Sira sizde...
Ben;
Ankara'da bir surrealist: Melih Gokcek'e guluyorum bu siralar.
Bir de bir arkadasimin ders calisisrken;
"Asitler, bazlar ... alkol? Alkol neydi ya" diyisine. Bu sey gibi hava, su "tahta".
Sira sizde...
11 Ocak 2009
13 Aralık 2008
AMA...
Her zaman birilerinin birileri icin ama'si olmustur degil mi?
Sen cok iyisin AMA;
bana iyi insan gelmez
cok uzusun
cok kisasin
cok tembelsin
cirkinsin
cok gevezesin
kevasesin
fazla iyisin
sismansin
komunistsin
milliyetcisin
frisitsin
daha ilk geceden benimle beraber oldun
fakirsin
işkoliksin
ben iyi degilim
blablabla....
Bunlar benim aklima gelenler. Sizin kafanizdakiler neler??
Sen cok iyisin AMA;
bana iyi insan gelmez
cok uzusun
cok kisasin
cok tembelsin
cirkinsin
cok gevezesin
kevasesin
fazla iyisin
sismansin
komunistsin
milliyetcisin
frisitsin
daha ilk geceden benimle beraber oldun
fakirsin
işkoliksin
ben iyi degilim
blablabla....
Bunlar benim aklima gelenler. Sizin kafanizdakiler neler??
11 Aralık 2008
07 Aralık 2008
13 Ekim 2008
Hocam!
Buun ilk defa bir laba hoca olarak katildim. Yanlis anlasilmasin asistan olamadim, caaanim yök'ümün yepyeni kanunlari nedeni ile, teselli armagani ogrenci asistanligi verelim dediler.
Birinci siniflarin ilk labiydi bu ve acikcasi en duymak istemedigim seyi duymadigima seviniyorum (biz bilg. muhendisiyiz niye kimya labi aliyoruz ki?)
Belli iclerinde cok zekiler var, cok yavas calisanlar var, kendini akilli sananlar, bu kadar erkegin icinde olunca ortamin farkedilen kizlari var. Aramizda kalsin iclerinden bir tanesi bana baya simarik gibi geldi. Gorucez... Sonra sonraaaa iki dakika once bana sordugu sorunun cevabinin dogrulugundan emin bir sekilde arkadaslarina hava atanlar da var. (oyle olur mu oolum hic bir dusunsene)
Tek sorun lab sonrasi kalan kirli cam esyalar... Hii bir de Hocam lafini garipsiyor insan be...
Birinci siniflarin ilk labiydi bu ve acikcasi en duymak istemedigim seyi duymadigima seviniyorum (biz bilg. muhendisiyiz niye kimya labi aliyoruz ki?)
Belli iclerinde cok zekiler var, cok yavas calisanlar var, kendini akilli sananlar, bu kadar erkegin icinde olunca ortamin farkedilen kizlari var. Aramizda kalsin iclerinden bir tanesi bana baya simarik gibi geldi. Gorucez... Sonra sonraaaa iki dakika once bana sordugu sorunun cevabinin dogrulugundan emin bir sekilde arkadaslarina hava atanlar da var. (oyle olur mu oolum hic bir dusunsene)
Tek sorun lab sonrasi kalan kirli cam esyalar... Hii bir de Hocam lafini garipsiyor insan be...
13 Eylül 2008
MeY
şarap sen benim günüm güneşimsin
öyle bir dolsun ki seninle içim
bir bildik görünce beni sokakta
ne o şarap, nereye böyle desin"
"ey benim yakın dostlarım
beni şarapla besleyiniz.
kehribar rengindeki çehremi yakut gibi kızartınız.
öldüğüm zaman beni şarapla yikayiniz,
tabutumun tahtasını da asma kütüğünden yapınız!"
"bir yudum şarap bin dine değer nice
bir damlacığı bir çin'e değer koca
bin tatlı cana yeğdir ekşi üzüm suyum
kızıl renkli şarap bin zevke değer nice."
öyle bir dolsun ki seninle içim
bir bildik görünce beni sokakta
ne o şarap, nereye böyle desin"
"ey benim yakın dostlarım
beni şarapla besleyiniz.
kehribar rengindeki çehremi yakut gibi kızartınız.
öldüğüm zaman beni şarapla yikayiniz,
tabutumun tahtasını da asma kütüğünden yapınız!"
"bir yudum şarap bin dine değer nice
bir damlacığı bir çin'e değer koca
bin tatlı cana yeğdir ekşi üzüm suyum
kızıl renkli şarap bin zevke değer nice."
Asmayalim da Besleyelim mi?
Genelkurmay Başkanı’nın ‘Çoktandır idam olmuyor, bazı kişilerin idam edilmesi gerek’sozunun, "Asmayalim da Besleyelim mi"lerin
17 yasindaki Erdal Eren'in idam edilmeden once hapisanede gecen gunlerinde;
“Cezaevinde yapılan (neler olduğunu ayrıntılı bir biçimde öğrenirsiniz sanırım) insanlık dışı, zulüm altında inletildik. O kadar aşağılık, o kadar canice şeyler gördüm ki, bugünlerde yaşamak bir işkence haline geldi. İşte bu durumda ölüm korkulacak bir şey değil, şiddetle arzulanan bir olay, bir kurtuluş haline geldi. Böyle bir durumda insanın intihar ederek yaşamına son vermesi işten bile değildir. Ancak ben bu durumda irademi kullanarak ne pahasına olursa olsun yaşamımı sürdürdüm. Hem de ileride bir gün öldürüleceğimi bile bile”...
Kız kardeşine, “Seni biraz kızdırdığımı yazıyorsun. Fena mı? Havalar iyice soğudu ama kızarsan üşümezsin. Ben burada üşüyünce (kızamadığım için) ‘Koşar adım’, ‘marş marş’ eğitim yapıyorum.”
Babasına, “Mektubunda bu acıya dayanamayacağını söylüyorsun. Ben nice dayanılmayacak acılara dayanıldığına tanık oldum. Kaldı ki sen güçlü bir insansın. Kendini kapıp koyvermediğin sürece ve biraz da benim bakış açımla bakmaya çalışırsan böyle bir şey olmaz inancındayım”
yazmasinin ustunden tam 28 yil gecti. Ama Erdal Eren gibi nicelerinin annelerinin gozyaslari gecmedi.
Ece Temelkuran'in dedigi gibi; 12 eylul'unuz kutlu olsun!
Daha neler olmus 12eylul 1980'de:
Sayin darbe destekcileri, ergenekoncular ya da sadece laikligi koruyoruzcular; buyrun bir de burdan yakin.
17 yasindaki Erdal Eren'in idam edilmeden once hapisanede gecen gunlerinde;
“Cezaevinde yapılan (neler olduğunu ayrıntılı bir biçimde öğrenirsiniz sanırım) insanlık dışı, zulüm altında inletildik. O kadar aşağılık, o kadar canice şeyler gördüm ki, bugünlerde yaşamak bir işkence haline geldi. İşte bu durumda ölüm korkulacak bir şey değil, şiddetle arzulanan bir olay, bir kurtuluş haline geldi. Böyle bir durumda insanın intihar ederek yaşamına son vermesi işten bile değildir. Ancak ben bu durumda irademi kullanarak ne pahasına olursa olsun yaşamımı sürdürdüm. Hem de ileride bir gün öldürüleceğimi bile bile”...
Kız kardeşine, “Seni biraz kızdırdığımı yazıyorsun. Fena mı? Havalar iyice soğudu ama kızarsan üşümezsin. Ben burada üşüyünce (kızamadığım için) ‘Koşar adım’, ‘marş marş’ eğitim yapıyorum.”
Babasına, “Mektubunda bu acıya dayanamayacağını söylüyorsun. Ben nice dayanılmayacak acılara dayanıldığına tanık oldum. Kaldı ki sen güçlü bir insansın. Kendini kapıp koyvermediğin sürece ve biraz da benim bakış açımla bakmaya çalışırsan böyle bir şey olmaz inancındayım”
yazmasinin ustunden tam 28 yil gecti. Ama Erdal Eren gibi nicelerinin annelerinin gozyaslari gecmedi.
Ece Temelkuran'in dedigi gibi; 12 eylul'unuz kutlu olsun!
Daha neler olmus 12eylul 1980'de:
- 650.000 kişi gözaltına alındı.
- 1 milyon 683 bin kişi fişlendi.
- Açılan 210 bin davada 230 bin kişi yargılandı.
- 7 bin kişi için idam cezası istendi.
- 517 kişiye idam cezası verildi.
- Haklarında idam cezası verilenlerden 50'si asıldı (26 siyasi suçlu, 23 adli suçlu, 1'i Asala militanı).
- İdamları istenen 259 kişinin dosyası Meclis'e gönderildi.
- 71 bin kişi TCK'nin 141, 142 ve 163. maddelerinden yargılandı.
- 98 bin 404 kişi örgüt üyesi olmak suçundan yargılandı.
- 388 bin kişiye pasaport verilmedi.
- 30 bin kişi sakıncalı olduğu için işten atıldı.
- 14 bin kişi yurttaşlıktan çıkarıldı.
- 30 bin kişi siyasi mülteci olarak yurtdışına gitti.
- 300 kişi kuşkulu bir şekilde öldü.
- 171 kişinin işkenceden öldüğü belgelendi.
- 937 film sakıncalı bulunduğu için yasaklandı.
- 23 bin 677 derneğin faaliyeti durduruldu.
- 3 bin 854 öğretmen, üniversitede görevli 120 öğretim üyesi ve 47 hâkimin işine son verildi.
- 400 gazeteci için toplam 4 bin yıl hapis cezası istendi.
- Gazetecilere 3 bin 315 yıl 6 ay hapis cezası verildi.
- 31 gazeteci cezaevine girdi.
- 300 gazeteci saldırıya uğradı.
- 3 gazeteci silahla öldürüldü.
- Gazeteler 300 gün yayın yapamadı.
- 13 büyük gazete için 303 dava açıldı.
- 39 ton gazete ve dergi imha edildi.
- Cezaevlerinde toplam 299 kişi yaşamını yitirdi.
- 144 kişi kuşkulu bir şekilde öldü.
- 14 kişi açlık grevinde öldü.
- 16 kişi -kaçarken- vuruldu.
- 95 kişi -çatışmada- öldü.
- 73 kişiye -doğal ölüm raporu- verildi.
- 43 kişinin intihar ettiği bildirildi.
Sayin darbe destekcileri, ergenekoncular ya da sadece laikligi koruyoruzcular; buyrun bir de burdan yakin.
20 Ağustos 2008
17 Ağustos 2008
Ay Tutulmasi
...Genellikle yüzyıl başlarında meydana gelen bu tutulumun, yeni bir devrenin başlaması, insanlık için önemli değişikliklerin olacağının, bunun için savaş verilmesi gerekebileceği şeklinde değerlendirilmesi mümkündür...
Cevremde kimse hayatlarindaki gidisattan memnun degil (ben dahil). Bu tutulma yeniliklerin baslangici olsa keske gercekten, o zaman zaten eskiler gecmiste kalabilecek...
15 Ağustos 2008
I'm as puzzled as a Newborn child
Hasta oldum.
Saka gibi degil mi? Bu sicaklarda hic cekilmiyor ama yapicak bir sey yok. Yapmam gereken yuzler yuzler yuzlerce sey varken ben eve gelip yatiyorum.
Labda resmen her sey yeni basliyor. Su ana kadar bir kac reaksiyonun calisip calismadigini deniyorduk. Artik bu reaksiyonlarin calistigini bildigim icin hem surekli olarak bu reaksiyonlari tekrarlamam hem de diger adimlari once kucuk oranlarla sonra da daha buyuk miktarlarda tekrarlamam gerekecek. Isler bir piramit gibi artiyor. Offff offf.
Ustelik NMR konusunda beginner seviyesinde bilgiye sahipken advance seviyesinde seyler yapmam gerekiyor bakalim artik nasil olucaksa.
Ustelik 28 agustosta da bir sunum yapicam hocalara ki daha cok var demesin kimse, yuzlerce makale icinden bir kac guzel ornek secmek, sonra onlari cok iyi anlayacak sekilde okumak ve sunum hazirlamak da gerekiyor bir yanan labda isler devam ederken... Sunum hazirlamanin en korkunc yani oncesindeki stresi.
Annemler 10 gunlugune evde yoklar ve resmen abimle en mutlu gunlerimizi yasiyoruz. Evde resmen huzur var. Normalde bulasik yikamasi icin kesin basinin etini yerdim ama ona bile sesimi cikarmiyorum.
A kisisi B kisisinden hoslaniyor ama B kisi onun cok yakinlarindaki bir C kisisinden hoslaniyorsa A ile C arasindaki mesafe kac kilometredir?
Playlistte sadece 4 sarki var
Oguzhan Koc - Gul ki Sevgilim
Oguzhan Koc - Al Ahini
Tim Buckley - Song to the Siren
Paul Charlier - Song to the Siren
Saka gibi degil mi? Bu sicaklarda hic cekilmiyor ama yapicak bir sey yok. Yapmam gereken yuzler yuzler yuzlerce sey varken ben eve gelip yatiyorum.
Labda resmen her sey yeni basliyor. Su ana kadar bir kac reaksiyonun calisip calismadigini deniyorduk. Artik bu reaksiyonlarin calistigini bildigim icin hem surekli olarak bu reaksiyonlari tekrarlamam hem de diger adimlari once kucuk oranlarla sonra da daha buyuk miktarlarda tekrarlamam gerekecek. Isler bir piramit gibi artiyor. Offff offf.
Ustelik NMR konusunda beginner seviyesinde bilgiye sahipken advance seviyesinde seyler yapmam gerekiyor bakalim artik nasil olucaksa.
Ustelik 28 agustosta da bir sunum yapicam hocalara ki daha cok var demesin kimse, yuzlerce makale icinden bir kac guzel ornek secmek, sonra onlari cok iyi anlayacak sekilde okumak ve sunum hazirlamak da gerekiyor bir yanan labda isler devam ederken... Sunum hazirlamanin en korkunc yani oncesindeki stresi.
Annemler 10 gunlugune evde yoklar ve resmen abimle en mutlu gunlerimizi yasiyoruz. Evde resmen huzur var. Normalde bulasik yikamasi icin kesin basinin etini yerdim ama ona bile sesimi cikarmiyorum.
A kisisi B kisisinden hoslaniyor ama B kisi onun cok yakinlarindaki bir C kisisinden hoslaniyorsa A ile C arasindaki mesafe kac kilometredir?
Playlistte sadece 4 sarki var
Oguzhan Koc - Gul ki Sevgilim
Oguzhan Koc - Al Ahini
Tim Buckley - Song to the Siren
Paul Charlier - Song to the Siren
11 Ağustos 2008
More Is Never Enough
Gecen sene iksv'nin duzenledigi film festivalinde oynamisti Candy ama izleymemistim ya da izlememistim hatirlamiyorum simdi.Zaten Mine gitti Tilan da 1 haftaya kalmadan gidicek diye duvar dibine cokup japon cizgi film karakterleri misali gozlerimin yanlari cesmeye donmustu, ustune bu filmi de izleyince dunum cok suluydu.
Film uyuturucu bagimlisi sair ile ressamin asklarini konu aliyor. Ama acaba hangisi daha agir basiyor. Uyusturcu? Ask?
bolumden olusuyor, Cennet Dunya ve Cehennem. Aslinda dunya bolumundeki sahneler daha ic acitici ama filmin sonunu dusunerek son bolume cehennem denmis sanirim.
Filmin basrol karakterlerinden biri Heath Ledger' Film boyunca nasi öldü bu adam ya, nidalari atmak mumkun.
Diger basrol oyuncusu Abbie Cornish. Kedisiyle bu filmde tanistim ve dunyada nasil guzelliklerin olduguna bir kez daha tanik oldum. Valla kiz kusursuz benden oylemesi.
Filme geri donersek; Giris sarkisi super, Song to the Siren (PaulCharlier & PauloArundell'in agzindan olani ozellikle) indirin dinleyin derim ben. Deniz'im Ada'm ozellikle sana bu lafim. E e Cumming'in siiri de super ama ya bebek ya...
Kaydol:
Yorumlar (Atom)
