30 Nisan 2007
Dilemma
Recep Tayyip Erdogan yapacagini yapti ve Turkiye Cumhuriyeti'ni tekelinde bulundururmus gibi, kimseyi sallamadan Cumhurbaskanligi icin, ABDullah Gul'u onerdi, sanki kendisiyle onun arasinda bir fark varmis gib. (bu kirmizi ile yazilmis kismi da bir gazetede gordum ki bu kadar mi tesaduf olur, alla alla). Annem bu konuya ilginc bir yaklasim getirerek; "yasanacak olaylari kesin sezmisti ve kendi siyasi hayatini zedelememek icin,l Gul'u aday olarak ortaya koymustur, yoksa hic vazgecer mi cumhurbaskanligindan" dedi ki bir bakima hakli da olabilir.
CHP girdi devreye ve kendinden emin muhalefet edalariyla "367"'yi dereye sokarak anayasa mahkemesine tasidilar konuyu. Gerci "matematik profesoru" Bulent Arinc her konuyu cozume kavusturdugu gibi bu "367" meselesini de halletmisti "kendince"...
Tabii "first lady" adayi turbanli olur da ordu devreye girmez mi? Gece yarisi internet yoluyla bir "e-muhtira" veren sayin ordumuz kisaca laikliğin elden gittigi durumlarda demokrasiyi sallamam ayaginizi denk alin dedi.
AKP cephesi n'aapti? Ordu bize bagli diyip restini cekti.
Aaaa tabii butun bunlarin arasinda en onemli seyi soylemeyi unuttum. ABD de aciklama yapti. Karismadan olur mu hic? Butun bu restlesmelerin yaninda tarafsizligini acikladi da biz de rahat bir nefes aldik.
....
Su an sadece beklemedeyiz. Demokrasiye ya yargi mudahale edecek ya da boyle devam ederse ordu ki AKP, MHP ya da ODP kimin iktirdarda oldugu hic farketmez askeri bir mudahale ancak ulkeyi 20 sene oncesine goturmek isteyenlerin savunacagi bir durum olabilir.
TUSIAD en iyi yontemin erken secim oldugunu soyluyor. Tamam erken secim oldu ve hukumeti kurma gorevi Erdogan disinda birine verildi.Kim kurucak peki, Agar mi, Baykal mi, Mumcu mu? AKP gene buyuk bir oy cogunluguyla cikmayacak mi secimden? Gene milletvekili cogunlugunu saglamayacak mi mecliste? Eee kendi arzusu disinda bir aday gosterilirse cumhurbaskanligi icin, bu kez de onlar ret oyu kullanmazlar mi ya da 367'yi bu kez de onlar one surmezler mi?
Bekliyoruz iki ucu boklu Dilemma icin...
28 Nisan 2007
Gabriella Ferri - REMEDIOS
Cok guzel sarki... Ispanyolca bilen biri sozlerini cevirirse minnettar olurum.
Remedios, niña pequeña, chiquita, hermosa, preciosa
Linda niñita quedada así, sentada en la orilla del mar
y las manos llenas de perlas
el sol en tu frente y en la sonrisa
blanca orquidea, alma y paloma
y la alegría, tú cantas consuelo,
tú cantas esperanza, tú cantas remedios,
espera que un día yo pueda decirte:
“te quiero pequeña, chiquita, preciosa,
hermosa, piccola, piccola, piccola, piccola, pico, pico, pico…”
Tu historia, una vez, nos la contó,
dios, tu hermanito con su guitarra,
tú estabas dormida baja la luna,
tú estabas feliz, pequeña Remedios,
espera que un día yo pueda decirte:
“te quiero, pequeña, chiquita, preciosa,
hermos, piccola, piccola, piccola,
piccola, pico, pico, pico…”
El sol en tu frente y en la sonrisa,
blanca orguidea, alma y paloma
y la alegría, tú cantas consuelo,
tú cantas esperanza, tú cantas remedios
espera que un día yo pueda decirte:
“te quiero, pequeña, chiquita, preciosa,
hermos, piccola, piccola, piccola,
piccola, pico, pico, pico…”
And the Oscar Goes to...
Bir de bir de; Tekirdag artik kimseye haber verilmeden gidilen bir sehir oldu benim icin. Yedekte her an Tekirdag'a gitmek icin yalanlar saklayiniz!!!
Saturno Contro

Sonunda film festivali bitti de ben de festival programinda bulundugu halde, "nasilsa bu vizyona girer" diyip bilet almadigim filmleri izlemeye basladim. Saturno Contro biliyorsunuz, Ferzan Ozpetek'in Hrant Dink'e adadigi filmi ki tam da bir yonetmene yakisacak yad etme yontemi. Biri bana iyi ya da kotu, bir filmini, bir sarkisini ne biliyim kendi yaptigi her hangi bir seyi adasa inanilmaz duygulandirirdi beni. Ben olunce birileri gidip Fatih Akin ile konusabilir mi? Im Juli filmi yeniden vizyona girsin ve filmin basinda "ichi'ye" yazsin olmaz mi?
...
Filme geri donelim; bastan belirtiyim evet filmi begendim. Aslinda boyle ahim sahim bir konusu yok, gorsel efektler zaten Ozpetek adiyla yanyana garip duruyor, ama oldum olasi insani duygularin baskahraman oldugu filmleri sevmisimdir ve hep seviciim.
Film hakkinda hic bir sey okumamistim gitmeden once, o yuzden umdugumdan daha acikli bir senaryoyla karsilastim. Filmin dramatikligi de ilk sahnelerde anlasilmiyor zaten bir anda degisiyor tum kurgu. Antonio'nun beyin kanamasi ile...

Ana karakterimiz Davide; kimse ona karsi koyamiyor, sevgilileri onu terkedemiyor, en yakin arkadasi bile bu yuzden onu kiskaniyor. Ama bu kadar begenilmesi onun kimseyi sevemeyecegi anlamina gelmiyor. O da seviyor hem de cok... Bunu anlatan en guzel sahne de sevgilisi calisirken onu gulen gozlerle seyrettigi kare bence. O kadar icten gulumsuyor ki sevgilisini seyrederken, baska ne nedenle boyle guzel bakabilir bir insan?
Ama bu kadar karsi konulamaz Davide sonunda mutlu mu? Hayir degil! Ayrilik oyle ya da boyle onun da canini acitiyor, hem de cok. İntiharin kenarina gelecek kadar. Ama insan olemiyor iste oyle kolay kolay. Ne olursa olsun yasamsal faaliyetleri surerken bir cozumun bulunabilecegini saniyor.
...
Filmde bir kare var ki tam "empati kurma" oynamacilik. Dusunun simdi, yataktasiniz kocaniz (sevgiliniz vs.) yaninizda, onun yüzü size donuk sizinse sirtiniz ona donuk size sariliyor ve ben asigim diyor. Suratinizda hafif bir gulumseme... Devam ediyor:
-ilk gordugum andan beri ona asigim.
-eminim ki ilk gordugun ani hatirlamiyorsundur
-bizim ofisin karsisindaki barda gormustum.
-yanildin iste biz seninle ilk orda karsilasmamistik.
-O bar kisminda oturuyordu bense masada... (bu kismini cok net hatirlamiyorum uydurdum)
Nası yaa???
Bir de bir soru: Hala aşik oldugunuz eski sevgiliniz bir baskasina asikti ama oluyor. Askiniz, hangi duygunuzu kabartir?
-onun mutlulugu benim mutlulugum onun kederi benim kederim?
-Artik yalnizoldugunua gore "herkesin ikinci bir sansi olmali"
-....???
26 Nisan 2007
Gül'ün Öteki Adı
23 Nisan 2007
Her sey Sende Gizli
kanatların çırpındığı kadar hafif...
kalbinin attığı kadar canlısın
gözlerinin uzağı gördüğü kadar genç...
sevdiklerin kadar iyisin
nefret ettiklerin kadar kötü...
ne renk olursa olsun kaşın gözün
karşındakinin gördüğüdür rengin...
yaşadıklarını kar sayma:
yaşadığın kadar yakınsın sonuna ne kadar yaşarsan yaşa,
sevdiğin kadardır ömrün...
gülebildiğin kadar mutlusun üzülme
bil ki ağladığın kadar güleceksin
sakın bitti sanma her şeyi, sevdiğin kadar sevileceksin.
güneşin doğuşundadır doğanın sana verdiği değer
ve karşındakine değer verdiğin kadar insansın
bir gün yalan söyleyeceksen eğer
bırak karşındaki sana güvendiği kadar inansın.
ay ışığındadır sevgiliye duyulan hasret
ve sevgiline hasret kaldığın kadar ona yakınsın
unutma yağmurun yağdığı kadar ıslaksın
güneşin seni ısıttığı kadar sıcak.
kendini yalnız hissettiğin kadar yalnızsın
ve güçlü hissettiğin kadar güçlü.
kendini güzel hissettiğin kadar güzelsin...
işte budur hayat!
işte budur yaşamak bunu hatırladığın kadar yaşarsın
bunu unuttuğunda aldığın her nefes kadar üşürsün
ve karşındakini unuttuğun kadar çabuk unutursun
çiçek sulandığı kadar güzeldir
kuşlar ötebildiği kadar sevimli
bebek ağladığı kadar bebektir
ve her şeyi öğrendiğin kadar bilirsin
bunu da öğren, sevdiğin kadar sevilirsin...
Can Yücel
22 Nisan 2007
Ladino Song'suz Oi Va Voi Dusunulemezdi ki Zaten

Konserden cikip hemen eve geldim, cunku albumlerini tekrar dinlemek istiyorum. Artik kim nereyi soyluyor ya da caliyor biliyor olucam. Yasasin!!!
Oncelikle grupta bir tane solist yok. Her sarkida solist degisebiliyor ki zaten klarnetcinin sesi yesterday's mistake soylerken artik gittigi icin, her sarkida solistin degismesi onlarin da isine geliyor bence.
Yesterday's Mistake'i de bu arada severdim ama bu kadar eglenecegim aklima gelmezdi. Klarnetci sagolsun ya. O ne muths sesti oyle.
Grubun yeni albumunun en hit parcasi yuri ve adini da "yuri"yi uygun gordugumuz klavye-saksafoncu soyluyor ama soylerken kiliktan iliga giriyor resmen adam. Hele o gozler, ne siz sorun ne de ben anlatiyim.
Grubun en delisi keman calan kiz ki inanilmaz basariliydi bence tek sina cikip bir solo konser verse de gayet basarili olabilir. Kiz resmen kemana can verdi ve onunla parcalari yasadi. En buyuk ilgi hic kuskususz onaydi.
Yesterday's mistake ile insanlar deli gibi cosmaya basladir ki bunlar thank you thank very much falan dmeeye basladilar ve sahneden indiler. Ama "bis"siz canli performans olr mu? Tabii yeniden sahneye veeee "Refugee" ardindan bir kac sozsuz parca daha ve sonra benim bilmedigim bir baska parca calip uc sarkiyla bu bis'i tamamladilar, ben artik "ladino song"tan iyice umidimi kesmis elimdekiyle yetinmeye calisirken, benim gibi bir grup daha ladino song diye bagirmaya basladilar. Tabii biz de. Babylon calisanlari bile artik cd'den muzik yayinina gecmeye hazirlaniyordu ki bizim alkislarimiz susmayinca ikinci "bis" de geldi. Gene cok eglenceli bir sarkinin ardindan, son sarki hakkimiz oldugunu ve oylama yapmamiz gerektigini soylediler ama oylama yapilan sarkilarin arasina ladino song'u koymadilar. Tabii kalabalik iyice cosmus artik. Ladino song dinlemeden gitmicek. Bunu goren hepsi birbirinden tatlı grup ogeleri mecburen "yo me enamoré de un aire" diyerek girdiler ladino song'a ve benim kalbime...
Ustelik ustelik "yuri" sarkilarinin single cdsini armagan ettiler seyircilerden bir kacina ve bir tanesi de bana geldi(cok mutluyum) Konserden bir de hatira kalmis oldu.
Kaciranlar cok sey kacirdi. Gidenler cok eglendi. Yeni albumleri piyasaya ciktiktan ve biz de sarkilari ezberledikten sonra en kisa sure icinde yeni bir konser istiyoruz...
21 Nisan 2007
18 Nisan 2007
???
Insan nerede yenilir?
Life Has a Funny Way of Sneaking up on You
Kendisine Alanis Morissette'in "ironic" sarkisindan bir gufte okumak isterim (cagrisimin boylesi);
an old man turned ninety-eight
he won the lottery and died the next day
hazir ironic dinliyoruz devam edelim;
it's meeting the man of my dreams
and then meeting his beautiful wife
and isn't it ironic... don't you think
Kıyıdan
Milliyet'e bugun gene guzel satirlar birakmis. madem ki blog kisisel bir sey, ben de canimin istedigi seyi koyabilirim buraya (sosyal mesaj; elbette din dil irk cinsiyet ayrimi yapmayan seyler, degil mi?)
Utanmadan! Korkmadan!
İstanbul'daki entelektüel çevreler, ekseriyetle, Ankara'da yapılan mitingden pek hoşlanmadılar. Hrant'ın ölümünün ardından yükselen milliyetçi, hatta ırkçı dalgaya çanak tutan militarist, neredeyse faşizan mitinglerin, tepkilerin bir devamı olduğunu sandılar. Oysa miting, laiklik saplantılı ve onun kadar önemli başka hiçbir derdi olmayan orta sınıfın hezeyanı şeklinde cereyan etmedi. Miting, önemli oranda militarist değildi. İnsanlar bağırıyordu:"Ne postaldır ne takunya, cumhurundur Çankaya!"Yani halktır (cumhur) Çankaya. Ankara'daki miting, son on yıldır "halk" kavramının değiştirilmeye çalışılan içeriğine bir cevap gibiydi. Tayyip Bey'in veya benzerlerinin ağzında mutlaka dindar, mutlaka muhafazakâr; Mehmet Ağar ve benzerlerinin ağzında mutlaka milliyetçi, mutlaka toplu tüfekli bir anlamı olan "halk" kavramının içini başka bir biçimde dolduruyordu miting. Kim bu halk peki? Ne istiyor?
Kürsünün değil, meydanın mitingi
Bu insanlar ve bugün Türkiye'de büyük bir çoğunluk utanmadan ve korkmadan yaşamak istiyor. Takunyadan ve postaldan korkmadan; ülkede olup bitenlerden dolayı utanmadan. Çocuklarının bir gün bir otobüste hep birlikte öleceğinden korkmadan; o çocukların yaşatılamadığı bir ülkenin vatandaşı olmaktan utanmadan. Yoksul kalmaktan korkmadan ve açlıktan ölen insanların yaşadığı bir ülkede tok olmaktan utanmadan. Gündelik hayatın kadınlara getirdiği ve giderek sertleşen fiili "kapanma" mecburiyetinden korkmadan ve ne açık ne kapalı olmaktan utanmadan.
Hasbelkader iktidara gelmiş muhafazakâr Müslüman hükümetin bir cumhurbaşkanı çıkarıp memlekette ipleri germesinden korkmadan ve bu gerilimden çıkacak azgelişmiş ülke patırtısından utanmadan. Nereden baksanız "72 buçuk millete karşı" verilmiş bir mücadeleyle kurulmuş, toprağını, kuşaklar boyunca daha aydınlık, daha eşit, daha adil bir ülke için ölen gençlerin gövdeleriyle biriktirmiş bir ülkenin buna hakkı vardır: Utanmadan ve korkmadan yaşamaya. Bu miting bunu söylemek isteyen insanların mitingiydi. Bu miting, esasında orada konuşma yapanların değil, utanmak ve korkmak istemeyenlerin mitingiydi.
Ülkeyi kim yönetecek?
Bayrak, son yirmi yedi yıldır ekseriyetle "kurt işareti" ve sarkık bıyıklarla eşleştirilmiş olabilir. "Atatürk" yıllarca memleketin gördüğü en faşist düzenin koruyucu paket kâğıdı olarak kullanılmış olabilir. Ne ki miting, nasıl "halk" kavramının içeriğini değiştirmeye doğru bir adım attıysa aynı zamanda bu referansların da anlamını bir parça değiştirerek "sivilleştirdi". Bugün bu sivil öfkeyi kim örgütlerse bu ülkeyi bundan sonraki dönemde o temsil edecek
Kim yoksulların öfkesine güçlü, bilekli, yürekli cümleler verebilirse...
Kim laiklik kaygısıyla yoksulluk kaygısını aynı politik hareket içinde taşıyabilirse...
Kim Kürtlerin kimlik kaygısıyla Türklerin kimlik kaygısını aynı, kansız dilden konuşturabilirse... Kim üniversitelerin önünde bekleyen başörtülü kızların derdiyle Çankaya'ya başörtülü eşlerini sokmaya ant içmişlerin derdinin aynı kıymette olmadığını anlatabilirse...
Kim "ülkenin" ölümle değil, hayatla beslenen toprak olduğuna, çocukların şehit olmak için değil, insan olmak için doğurulması gerektiğine inanırsa...
Kim bu ülkede korkmadan, utanmadan ve her şeye rağmen birlikte yaşamayı isteyen insanları birbiriyle buluşturmayı becerirse bu ülkeyi o yönetecek. Bu halkı temsil etmeyi o hak edecek.
Ucan Oturgacli Goturgec
Canim yandi, gozumden yas geldi.
Sonra kalktim gozlerimi sildim ve hayata karistim.
portakal çiçeği kokulu heyecanlarım
kuş tüyüydü düşlerim umutlarım
hani nerde arsızlığım umarsızlığım
uçak
güzel uçak
büyük uçak
uçağım
Bazal Beyin
Yakinda yeniden normal fonksiyonlarina dondurecegimi umut ediyorum.
17 Nisan 2007
...
-Bilmem, zaten parca parcayim ya, belki ondandir, belki de kaybolmayayim diyedir... Br zamanlar buralardan ben de gectim demek icindir... Ormanda kaybolmamak icindir. Hatira olmak icindir... Bizden nisan veren bir sir olmak icindir... Ne bileyim, boyle seylerdendir heralde!
...
