30 Aralık 2007

Saka mi bu???

Gun icinde kafamda bir sürü bir sürü şey oluyor, gidip yazmaliyim dedigim ama ne zaman ki bilgisayarin basina oturuyorum heeepsi ucup gidiyor. Odaklanmak mi acaba sorunum. Bir seye odaklaninca onu beceremiyorum sanirim. Kendimi tanimaya giden yolda bir adim daha attim.

Carsamba gunu sinavim olmasina ragmen Irem'in yogun israrlari neticesinde sali aksami dogum gunumu kutladik, muzlu pastayla hem de (itiraf ediyorum cikolatayi cok sevmeme ragmen cikolatali pastayi hic sevmiyorum!!!). Biz tam yerlemis sohbet ederken birden kapidan Charlie'nin melekleri edasiyla, Mine, Dilan ve Eren girdiler. Her biri su an yurt disinda olan bu sevgili dostlarim bana Turkiye'ye donus icin farkli farkli tarihler verseler de, meger aylar oncesinden planlayip beni kandirmislar utanmadan(!). Istemdisi cikardigim cigliklar icin herkes ozur diliyorum,ama aylardir gormuyorum ya...

Bir Deniz eksikti Charlie'nin melekleri arasinda ama iyi bir mazareti var onun da biliyorum...

Bu arada belirtmezsem olmaz hani "birileri" kiskansin diye soylemiyorum sakin yanlis anlasilmasin ama hediyelerim arasinda bir adet "kalin kapakli" Brooklyn Cilginliklari vaaarrr (ehuehue). Bir an once 17 ocagi bekliyorum soyle rahaat rahat kitabimin keyfini sürebilmek icin.

Yapmam gereken o kadar cok sey var ki; Minem'i ve Tilanim'i gormeliyim bol bol. Eee İrem'le ya telefonda ya da bir yerlerde bulusup WALKY TALKY ile konusmaliyiz, sonra Esin bir kac yeni espri yapmali. Ozel derslere devam etmeliyim. Master basvurusunda bulunmaliyim. Tabii bir de beni bekleyen finaller var. Ama sinemya gidip, kitap da okumak istiyorum....

İsvicre'ye gitmek istiyorum. Bir an once 2008 olsun hatta 30 gun daha gecip hemen subat olsun!!!!

25 Aralık 2007

Iiyi ki dogmusum.... (ben demiyorum baskalari diyor, gercekten!)

21 Aralık 2007

Je suis dans les vacances

Bir kez daha insanin uzun tatili olunca ders calisamadigini ispatladim. 3 gundur ders calismak disinda her seyi yaptim. Pazar gunu de tiyatroya gidecegim dusunulurse bir tek yarinim kaldi. Bu kez umitliyim calisicagim!!!

Dun haftalar sonra 2 film ustuste seyredip yeniden mutlu oldum. Gecen gun de Tarik Zafer Tunaya Kultur Merkezi'nde Esma'nin Sirri'ni seyrettik Irem ile birlikte. Film arasi olunca ikimiz de bir an afalladik. Eee malum nisanda film festivali oluyor ve sonra sinemalar duragan bir doneme giriyor. Ardindan da filmekimi basliyor. Hal boyle olunca arasiz film izlemeye alisiyor insan.

O degil de voleybolu da birakinca tam bir asosyal oldum gecen senelere gore. "Chemistry is my social life" desem yeridir (facebook saolsun, yeni deyimler kazandirdi bize, ehuehee). Surekli planlar planlar ama sosyallik katan hayatima ama o planlar gerceklesmeden kurtulamicam bu durgunluktan. Yakinda sinemalar da...

Bu aralar en buyuk mutluluk minik yegenimi ziyaret etmek. Su sinavlar gecsin daha cok gormeye gidicem onu.

Hiii bir de Mine ve Tilan geliyorlar Istanbul'a, yuppiii!!!

11 Aralık 2007

Bir Yol Hikayesi

Iyi bir yolculuk icin yaniniza alacaginiz en iyi 3 sey;
1 adet Irem K,
1 adet Onur Ş,
ve konusmaktan ceneniz agridiginda ya da basiniz sistiginde kafanizi dinlendirmek icin
1 adet mp3 player.

05 Aralık 2007

Bazen Olur

Bazen boyle tum kibir ve gurur bir kenara birakilir ve en zor oldugunu dusundugun kelimeler dokuluverir agzindan. Bazen itiraf.com'a doner konusmalar. Bazen laf lafi acar. Bazen zamaninda soylemek isteyip de soyleyemediginiz seylerin soylenmesi gereken zamanin geldigini dusunur insan. Bazen bes dakika karin doyurmak icin bir yere gidilir ama sonra saatlerce oturulur. Bazen ders calismak icin oturulur ama saatlerce kitap acilmaz. Bazen olur...

03 Aralık 2007

Sanirim dostluğun insana en cok koydugu an, onun icin duzenlenen bir anma toreninde konusmakmis...

30 Kasım 2007

ATLAS


Kac zamandir ilk defa bir seyler yazabiliyorum buraya ama maalesef guzel seyler yazamicam bugun.

Sabah guya okulum olmadigi icin, cay icerken haberleri okuyup kendimce keyif yapmak istemistim. Sonra flas haber olarak butun haber sitelerinde ucak kazasini gordum. Isparta'ya mi gidiyormus yoksa Isparta uzerinden gecerken mi kaza yapmis vs. vs merakla okudum her seyi ve Isparta'ya inis yapmasina dakikalar kala dustugunu ogrendim. Ispartali arkadaslarim geldi aklima. Ucakta bulunanlardan bir kisminin da adi aciklanmis. Hic yapmam ama acip listedekilerin isimlerine bir bakiyim dedim. Sonra "Engin Arik" adi dikkatimi cekti. Bu ismi biliyordum ama cikaramadim o an. Bizim bolumde bir Engin abi vardi ama onun soyadi neydi ki? diye internette ararken tanidim Engin Arik'i. Fizik profesoruydu bizim okulda. Baktim baska Engin Ariklar da var internette. Konduramadim bizim okuldaki hocaya. Baska Engin Arik'tir dedim.

Elbette bir baskasi ya da o, sonucta yiten bir hayat soz konusu ama ne bileyim daha iki gun once okulun merdivenlerinde karsilastigi birine konduramiyor insan.

Ve sonra haberler gelmeye basladi tek tek. Tum televizyonlar kazadan bahsetmeye basladi. Ve Suleyman Demirel Universitesi'ndeki bir sempozyum icin oraya giden 6 fizikciden. 3'u Bogazici'nden.

Ustelik biyomedikal muhendisligi yuksek lisans ogrencisi bir kisi daha o ucaktaymis.

Olum bu kadar yakinimizda iste ve bizim buna karsi tutunacak hicbir dalimiz yok. 1.5 aylik bebegi bile annesinin kucagindan alabiliyor. Geriye ne kaliyor? Ne kaliyor biliyor musunuz? Uretilen komplo teorileri. Beni en cok da bu uzuyor. Yetkili kisiler herhangi bir aciklama yapmazken bir takim sahislarin kendi kendilerine urettikleri senaryolar. Bir rahat birakin insanlari artik...

Hepimizin basi sagolsun!

03 Kasım 2007

Insan Yaslaninca Olebilir de...

Yillar sonra kutuphanede yeni bir kose kesvettik gecen gun."Multimedya bolumu". Istersen gidip film izle ister bir cd ya daplak sec dinle. Dusunebiliyor musunuz biz ki plaklarin olumunden sonra dunyaya gelen genclik onlarla tanisabiliyoruz. Ustelik ders calisirken de dinleyebiliyorsun. Verdikleri kulakliklar da su devasa boyda olanlar. Yani tumuyle dis dunyayla baglantilarini koparabiliyorsun. Insanlar dibine gelip sana sesleniyorlar ama nafile sen hissetmiyorsun bile onlari. Ne super de mi :)

Biri hakkinda ona danismadan onun yerine karar verebiliyorsan ayni frekanstasiniz demektir. Dun gordum ki su an hayatimda boyle iki kisi var. Ve bugunden bir kac hafta ya da ay sonrasina bir plan yaparsam sadece ikisiyle yapmak istiyorum. Geride kalanlar sonra tum sucu sana atiyorlar gerci. Hani bizde "neden, niye" sorulari yok ya hepimiz at gozluklerini burunmus sadece gozumuzun onunde olanlari gormeyi seviyoruz ya...

"Yangin Duasi"ni izledim nihayet. Elif'in neden bu kadar ustunde durdugunu anladim bu oyunun. Gercekten cok etkileyiciydi. Hani boyle bir oyunu kolay kolay ne devlet tiyatrolarinda ne de ozel tiyatrolarda izleyemem heralde bir daha. Basinda bir bes dakika falan duragan geciyor ve o an ya hep boyle giderse diye bir dusunmedim degil ama eser yoktu o duraganliktan altinci dakikaden itibaren. "Ali Atay" sahaneydi. Her sahnede gorulusunde daha hic bir sey yapmadan "hih, simdi guzel bir sahne izlicez" dedim.

Bir daha ilemek istiyorum bu kez her bir kareye daha dikkat ederek. Betul, "tiyatro kardesligi" ne bu oyunla baslamaya ne dersin?

"Herhangi bir tanrıya sorgusuz sualsiz inanmayı ve kollarımı gökyüzüne kaldırıp, histerik tezahürlerle şükretmeyi hiç bu kadar arzulamamıştım. İnananlar bu şükür anını görkemli yaşamak uğruna sabır diye adlandırdıkları sevimsiz bir erdem edinirler. Ama tanrılar ticarette zayıftır, Onlarla alışverişte teslimat günleri her zaman aksar ve bu aksamanın suçu mutlaka taraflar arasında paylaşılır, hatasız olmadıklarını kolaylıkla kabul edebilirler ama ortada bir suç varsa mutlaka paylaşılmalıdır. Hiç bir suç yalnız işlenemez onlara göre.”

Oyunun en can alici repligiydi sanirim.

29 Ekim 2007

Karafakiden Ben Akarim

Guzel bir gundu bugun. Her ne kadar Esin bize katilamasa da Istanbul'u doyasiya yasadigimsayili gunlerdendi. Sabahtan Mozalik pasta yapip biraktim misafirler gelecek diye ki aksam eve dondugumde Mozalik yiyecegimi bilmek bile bir guzeldi dogrusu.

Sonra Arakoy'e gittim vapurla. Hava cok guzeldi ve en ust kata cikip oturdum martilari izlemek icin. Simit alamayip martilari besleyemedigim icin uzuldum biraz, biraz da fotograf cekenleri kiskandim ama birazcik. Keyfim yerindeydi gene de.

Istanbul Modern'de Ferzan Ozpetek filmleri vardi bu aralar. Ben bir Harem Suae'yi izlememistim, Irem de git seyret guzel film diyince ben de bugun izleme sansi buldum. Erken gittigim icin Istanbul Modern'in icindeki kutuphaneye bakindim biraz.Daha onceden hic firsat bulamiyordum. Olmeden once izlenmesi gereken 1001 film kitabini kurcaladim biraz ve olmek icin cok genc olduguma karar verdim :)

Ve Harem Suare'yi de izledikten sonra ilk defa bir yonetmenin butun filmlerini izleyip mutlu oldum. Ustelik siradan bir yonetmen de degil bu. "Ferzan Ozpetek". Hic bir filmi icin de sunu begenmedim diyemem, hatta eh iste bile demem, hepsini seviyorum. Kendimce siralama yapmaya calisiyorum ve Kutsal Yurek'le Cahil Periler'i cok begenmistim diyorum ama sonra Bir Omur Yetmez'e ya da Hamam'a da haksizlik etmiyim diyorum...

Ardindan Beyoglu. Irem'le pasaj pasaj gezmenin keyfini yasayip Terkos'un altini ustune getirdik. Aklim hala Irem'in aldigi sweatshirtte :) Ama Irem'e de Yesil cok yakisiyor canim!

Ve ardindan Yasamin Kiyisinda Hakkinda bir seyler okumaktan gunlerdir kaciniyordum cunku hosuma gidiyor arada hic bir fikre sahip olmadan bir filmi izlemek. Filmi genel olarak baya begendim. Ama bu begenme bir Duvar'a karsi ya da Temmuz'da filmlerininkinden cok daha farkli. Ikinci yarisi daha dolu doluydu, ilk yarisi daha cok uzun tutulmus bir giris gibiydi. Bu arada uzun suredir ara verilen bir film izlemedigim icin baya bir garipsedim ara verildiginde.

Filmde bir kac sahnede Demircinin Kizi kitabi ve "Selim Ozdogan" adi gecmekteydi, en yakin zamanda okumak istiyorum. Buyuk merak uyandirdi.


Bir arkadasim filmin senaryosunu tesaduflerden dolayi Paul Auster romanlarina benzetmis (kendisine selamlarimi iletirim, ehehe), her 10 dakikada bir onu yadettim bu benzetmeden dolayi. Ama Temmuz'da filmi de aklima gelmedi degil hani orda da tesaduflere cok yer vermisti Fatih Akin.


Im Juli'yi belki de bu yuzden cok seviyorum. Tesadufleri seviyorum ben. Amcanin biri otubuste "tesaduf diye bir sey yoktur" demisti yanindakine ben de kulak misafiri olmustum ve nasil da anlik bir cokus yasamistim. Halt etmis o amca! Hihhh. Tesadufler hayatin en tatli anlaridir. Ben oldugumde bana bir tek tesaduflerimi birakin hatta gerisi sizindir (bir de gozlerim ileri derece miyop o yuzden onlari da ben tavsiye etmem)


Gene cenem dusuk bugun. Olsun ayni gun hem Ozptek hem Fatih Akin izlemisim bugun bir seyler yazmicam da ne zaman yazicam oyle degil mi???



26 Ekim 2007

Odam Odam


Kartpostallari seviyorum demistim de mi?

dilsizler bana danışır
kelebeklerin aklı benim
gemilerle her gece ben
cok uzaklardan donerim
Mutluluga o kadar actik ki ozgur olmadigimizin farkinda degildik ...

"Baris is Dead"

Uzun zaman oldu bir seyler yazmayali. Hem sinavlar yuzunden pek yazasim yoktu hem de zaten ne yaziyim ki, hayat monotonlugun otesine gecti. O gun neler yapmam gerektigini dusunmeme bile gerek kalmiyor artik. Ama bugun cok yazasim var. Biliyorum bir cok kisi "uzun yazma okuyamiyorum" diyor ama babane canim bol obl yazmak istiyor bugun.

Okul cok boktan! Tanidik hic mi insan olmaz ya? Sanki okula biz yeni gelmisiz gibi dicem ama oyle olsa insanda bir heyecan olur de mi? O da yok ki artik. Okulu sakin bitirmeyin diyorlar ama her sey zamaninda guzel. Sevdigin insanlar olmadiktan sonra 10 yil okusan n'olucak ki?
Bu arada limit'i ogrendim ama mesela benim okulda tanidigim insan sayisi 1/t gibi bir fonksiyon olsun. t'de okulda gecirdigim zaman. t sonsuza giderken tanidigim insan sayisi 0'a yaklasiyor ve limitini alirsam sayet fonksiyonum 0'a esittir. (Nasilim?)

Artik ne zaman "Nietzsche is dead" t-shirtlerini gorsem "Baris is dead" diyesim geliyor. Baris oldu yeni dogan cocuga milliyet adi verildi. Biraz sovu seviyor sanirim. Sovenizm dicem ama cogu kisi pek bilincli olmadigi icin bu konuda daha ziyade "ezbercilik" diyorum ben. Sey gibi ilkokul siralarinda bize ezberletilen derser gibi. Kaz daglari Karadeniz Bolgesi'ndedir ve Teroristler kotudur. Dogu Anadolu'da karasa iklim gorulur ve terore lanet okunmalidir vs vs.
hii bir de ge ilkokul siralarindan gelen bir baska ezber ki sanirim Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersinde ezberletilir bu. Her insan esittir, din dil kultur renk ayrimi yapilmadan, zaten ben de insanlari ayirtetmem ama bir tek zencileri ve kurtleri sevmem. ?!??!! Ulkelerin sinirlari niye var ki gibi bir utopyadan zaten coktan vazgectim ama hala bir insan oldugunude irkina ya da dinine gore daha cok ya da daha az (belki de hic) uzuluyoruz ya da uzulmuyoruz bunu anlayamiyorum iste. Turkiye icin olenler sehit digerleri ise olu! Madem oyle madem sehitler icin ulusal yas ilan edilmesi isteniyor o zaman sinirotesi operasyon yapilma hic Turk olmeyecek mi? 19 yasindaki gencecik gencler gule oyna geri mi donecekler operasyondan? Oturdugumuz yerden ahkam kesmek msn'e Facebok'a Turk bayrakli fotograflar koymak 80 sonrasi gencligin yeni "trend"i olsa gerek. Bu konuda cok sey soyleyesim var ama kimseyle tartisasim yok cunku Insansil yaklasimlardan en ufak bir taviz veresim yok.

Gunlerdir icimde biriken seyleri doktum rahatladim. Blogumu bir kez daha cok sevdim.

Bu siralar inanilmaz icesim var, hem de oyleboyle degil sabahlara kadar ama oylek gurultulu bir yerlerde degil boyle gece karanliginda sahil kenarinda mesela.

Sinema sezonu basliyor. Gecen hfta filmekiminde iki film ustutste yapinca yeniden mutlu gunlerime dondum. Hafta sonuda nihayet Yasamin Kiyisinda'yi izleyecegimi umuyorum. Yasasin!!!

Avsa tayfasina ve bir kac kisiye daha tiyatro organizasyonu yaptim. Gecen seneki ilk tiyatro organizasyonu oyunun cok begenilmemesinden oturu hala anilsa bile ben gene de kararliyim. Bu sefer daha cok begenilecegini umuyorum. 10 biletim var bakalim hepsine bir sahip bulucak miyim? Yahu Facebook listemde 250 arkadasim var ama hala tiyatro adam bulurken zorlaniyorum. Yuh diyorum kendime.

Bir de otobuslerdeki aktarma olayi kalkti. Gerci artik il binisten sonra iki saat icinde her bindiginiz otobus icin daha az bir fiyat oduyorsunuz ama aktarma iyiydi yahu. Taksim'e giderken Levent'e kadar otobus ordan da metroyu kullanmak iyi oluyordu...

O degil de Facebook diye bir sey cikmis. Herkes ordaymis. Boyle Yonja gibi bir seymis. (hehehe artik her konusmayi boyle sona bagliyoruz)

14 Ekim 2007

Yamuurrr Yamuur Yağğmur Yağmur

Dun gece ne güzel YAĞMUR yagdi de mi? Elimde sicacik bir cay yorganin altina girdim, isigi da kapatip yagmuru seyrederek simariklik yaptim kendi kendime.

Yamuurrr Yamuur Yağğmur Yağmur
Geri verecek buharlasan sevgimizi

Bu siralar elime ne gecirsem okumak istiyorum. Boyle gec kalmisim bazi seyleri okumak icin ve zamana yetismek icin iki kat efor sarfetmeliyim gibi...


Yazilan seyleri zamaninda okumak guzel be!!! Boyle hissede hissede.
Simdi gel de mesela "
ben onu onun beni sevdiginden daha cok seviyordum" vs. vs. olan bir yaziyi oku. Dıııdıtdııttdıdıdttt gibi.

yalanlar yalanlar yalanlar
bulutlarin ardindaki gunes gibi gercek

Ağrı Dağı Efsanesi'ni okumak istiyorum. Yarin olsun ki okumaya basliyim istiyorum.

13 Ekim 2007

Matematik Sorusu

Soru, Istanbul Universitesi Isletme Fakültesi'nin isletme matematigi kitabindan gerçek bir alintidir. Hic dokunulmadan ve yorumsuz sekliyle verilmistir:


Kitap adi: Isletme Matematigi
Yazar: Prof. dr. müh. Yilmaz Tulunay

Sayfa: 173 soru :
Amerika'ya lisansüstü çalismalar yapmak üzere giden Mehmet, iki kiz arkadas edinmistir. Bunlar Mary ve Nancy'dir. Mehmet'e göre;

a-) Mary olgun bir kizdir ve klasiklerden zevk almaktadir. Böyle bir yerde onunla 3 saat birlikte olmak 12 dolara mal olmaktadir. Diger taraftan Nancy daha çok popüler eglenceleri yeglemektedir. Onunla böyle bir yerde 3 saat birlikte olmanin maliyeti de 8 dolardir.


b-) Mehmet'in bütçesi gönül islerine ancak ayda 48 dolar ayirmasina olanak vermektedir.
Ayrica, derslerinin ve çalisma kosullarinin agir olusundan dolayi, kiz arkadaslarina en fazla ayda 18 saatlik süre ve 40.000 kalorilik enerji ayirabilmektedir.


c-) Mary ile her bulusmasinda 5.000 kalori enerji harcayan Mehmet, Nancy için bunun iki katini harcamaktadir. Eger Mehmet'in Mary ile bulusmaktan bekledigi mutlulugu 6 birim ve Nancy ile bulusmaktan bekledigi mutlulugun da 5 birim oldugunu biliyorsak, mutlulugunu maksimize etmek isteyenMehmet'in sosyal yasamini nasil planlamasi gerekecektir?


grafik ve cebirsel yoldan bulunuz.


Bir ögrencinin cevabi:
(Cevap kirmizi noktali olup gereken etkiye zarar verilmemesi icin hicbir yer biplenmemistir. Bu nedenle 18 yasindan kucuklere okutmayiniz. Ya da okutun ya bana ne)

Sayin hocam, bu Mehmet serefsizi buradan Amerika'ya lisans üstü çalisma yapmaya gitti de herifin s...nin derdi bize mi düstü? Biz burada tahsili birakip kariya, kiza dalsak bizi de böyle ballandira ballandira kitaplara yazar misin? Neyse geçelim sordugunuz sorunun cevabina;

a-) Bir kere bu Mehmet ibnesinde iki hatuna ayri ayri zaman harcayacak g.. de, para da yok, sikarrrr. Ayrica dünya piyasalarinda saati 100 dolardan açilip minimum 50 dolara kadar düsen tarifeler göz önüne alindiginda, 3 saati 12 dolarlik yada 3 saati 8 dolarlik karilardan hayir gelmez. Muhtemelen Mary 68, Nancy 79 yasindadir ve ikisinin de bugüne kadar yattiklarinin haddi hesabi yoktur. Bu durumda Mehmet'in hem vakit darligi, hem kadinlarin hali, hem de para yoklugu sebepleriyle bu iki orospuyla grup sexi yapmasi gerekir.

b) Mehmet'in bütçesi (bu gönül isi tabirini ben anlamadim) sevismek için ayda 48 dolara yetiyorsa zaten bu o.....çocugunun masturbasyon yapmasi daha uygun olur. Böylelikle iki ay para biriktirip bu çuvallarin yerine dogru dürüst bir kariya ziplar ve ayirdigi 40.000 kaloriyi hakkiyla harcar.


Ama siz bu cevabi kabul etmeyeceginiz için söyle cevap verelim; Mehmet'in bütçesi 48 dolara yettigi için ancak grup sex yapilacagindan pazarlikla miktar iskontosu alinir ve bütçe rahatlatilir. Böylelikle ayda ayirdigi saati 3 saate bölersek 6 kez yapmis olur ve her sevismede 40.000/6= 6700 (yaklasik) kalori harcar. Bu hayvan bir seferde kesintisiz 3 saat ziplayabiliyorsa zaten amerikada kalmasi ve buralara dönmemesi hepimiz için hayirli olur.

c-) Mehmet, Mary ile her bulusmasinda 5.000 kalori harciyorsa yukaridaki hesaba göre Nancy'ye sadece 6.700 - 5.000 = 1.700 kalori kalir ki bu da nancy gibi falafos bir motoru sadece gidiklar. Bu durumda birinden 6, digerinden 5 birim zevk alan mehmet'in mutlulugunu maksimize etmesi için kendisini de birilerine d..dürmesi gerekir.
Sonuç olarak bu ise alisan Mehmet'in bundan sonraki sosyal yasantisini kasarli bir ibne olarak planlamasi gerekir. Bu sayede ayda 48 dolar tasarruf sagladigi gibi üste para da kazanarak bütçeyi de düzeltir.

Not: Olayi bir yerde okudum, hic bir alakam yok. O nedenle bundan fazlasini bilmiyorum.

12 Ekim 2007

Marti Bile Olmadan

Bir sarki ustuste kac kere dinlenebilir? 2? 5? 10? 20? hmmm 57????

"Hüznüm bile yorgun"


Dogumgunu, yilbasi, bayram vs. gunler icin gerekli enzimlerim yok benim. Sindiremiyorum ve kusuyorum.

Sahilde hava karardiktan sonra elde bira kulakta mp3 player'in doyumsuz zevkini kac kisi biliyor acaba? Tum sapiklara, "gecenin bu saatinde bir kiz tek basina sahilde oturmus icki iciyor tovbe tovbe" lere ragmen yalniz olabilmek... Ya da aslinda yalniz olmak ister gibi gozukmek. Ya da aslinda yalnizligini sadece imkansizlar icin yalniz birakmak istemek. Ya da... Oyle bir seyler iste.

"yalnızlık
yüzüme vurur geçer zamansız"